Tarım ve Hayvancılığın Stratejik Önemi

Tarım ve Hayvancılığın Stratejik Önemi

1501

Tarım ve hayvancılık büyük bir sektör olduğu için değil, insan yaşamının devam edebilmesi için mutlak yapılması gereken işler olduğu için önemlidir. Issız bir adaya düşseniz ilk yapmanız gereken nedir? Yiyecek ve su bulmak. Dünyanın kalabalık olması mı, gıda bulma konusunda içimizi rahatlatan?

Elektronik, mekanik, bilişim ve hatta ilaç-kimya sanayisinde dünya lideri olun, karnınız acıktığında bir şeyler yemek zorundasınızdır. Bebeklerinize mama, yemek yiyemeyen hastalarınıza özel yiyecek vermek zorundasınızdır. Tarım ve hayvancılık olmazsa karnınızı doyuramazsınız. Siz üretmezseniz, bir başkasının ürettiğini tüketmek zorunda kalırsınız.

açMısırı Brezilya’dan buğdayı Rusya’dan alırım orada daha ucuz diyebilirsiniz. Hatta haklısınız da, fakat ürettiklerini size sattıkları sürece. Sürekli size satacaklarının bir garantisi olabilir mi? Yok olan tarım ve hayvancılığınız sebebiyle muhtaç olduğunuz gıdaları, başka ülkelerden ne kadar süreyle temin edebilirsiniz? Ya onlar da sadece kendilerine yetecek kadar üretir durumdaysalar, parayla alabilir misiniz?

Meteoroloji uzmanlık alanım dışında fakat konuyla ilgili herkesin bildiği üzere yaklaşan küresel ısınma ve susuzluk, artan Dünya nüfusu sonucu gıda maddeleri üretmek ve satın almak zorlaşacak ve bazı yerlerde imkansız olacak. Açlık tedbirsiz ülkelerin kaderi olacağa benziyor. Gıda, ülkeler arası politikayı etkileyecek. Üretemeyenler, üretenlerin merhametine kalacak. Gidişat bu ve bunu uzmanlar söylüyor.

Birçok ülke stratejik olarak hayvancılık ve tarım yaparak  global açlığa ülkelerini hazırlıyor. Biz ne yapıyoruz? Et pahalı, hemen ithal et; mısır pahalı, hemen ithal et. Neden pahalı, kim pahalılaştırıyor soran yok.

Çin’den düşüncesizce alınan çürük mallara ülke ekonomisinden milyarlarca Lira harcanması değil, bitirilen yerli sanayimiz önemliydi. Kaybettiğimiz sanayinin bugün tekrar doğması mümkün değil. İşyeri sahipleri, başka sektörlerde sigortalı iş bulup çalışan oldular.

Aynı durum hayvancılık ve tarımda da söz konusudur. Bu sektörde ürettiğimiz ürünler gerçekten diğer ülkelerden pahalı olabilir, ucuz da olabilir, bu önemli değil. Önemli olan bu sektörde üreticinin fiyatı asla belirleyememesidir. Yani çiftçi ürettiği ürün için “benim malım şu para” diyemez, dedirtmezler. O halde pahalı diye yakınanlar;

-Öncelikle bu fiyatlar nasıl ortaya çıkıyor onu tespit etmelidirler.

-Sonra ürünün fiyatı hangi aşamada makul, hangi aşamada pahalı hale gelmiş onu tespit etmeliler.

-En son olarak da çiftçi bu ürünü pahalıya mal ediyorsa (çiftçi ancak belirli bir fiyata mal edebilir, fiyat koyamaz) sebeplerini tespit etmelidir.

İlk iki aşama birbirine karışmış durumdadır. Aracılar demek yanlış olur, büyük rant çeteleri çiftçiyi, nakliyeciyi ezip, tüketiciyi de kazıklayıp çok büyük haksız kazançlar elde etmektedirler. Çiftçinin kaça mal ettiği, kar edip etmediğiyle kimse ilgilenmez. İthal etmek, edenlere büyük kazançlar getirir, yedi sülalerini yüzyıllarca geçindirecek kadar para kazanabilirler. Saman fiyatı inanılmaz derecede artınca çözüm üretmeyenler, gelen bu sorun bilindiği halde tedbir almayanlar; et fiyatı artınca neden çareyi ithalatta bulur?

Tarım ve hayvancılığın maliyetleri ortadadır. Bu alanlarda neden kar edemiyoruz, önceki yazılarımda yazmıştım fakat önlem alınmadı, alınacağa da benzemiyor. Ülkede tarlalar boş kalıyor. Şu an ekilen yerler de “eksem mi ekmesem mi” diye düşünülerek ekiliyor. Hayvancılıkta ev tipi hayvancılık can çekişiyor. İlk ithalatta tekrar açılmamak üzere ahırlara kilit vurulacak, halen hayvancılık yapılan evlerde. Zaten yapılması gerçekten güç, zamanınızın tamamını alan, her biri bebek gibi bakılmak, ilgi gösterilmek zorunda olan hayvancılık, gençler tarafından yapılmaktan kaçınılmaktadır. Kirada oturup, asgari ücretle çalışmak daha cazip gelmektedir, gerisini siz düşünün.

Önümüzdeki tablo budur, bizzat sektörün içinde yaşayıp, aynı acıları, pek az sevinçleri birlikte paylaşıp yazıyorum. Gelecekte tarım ve hayvancılığı yapacak kimse bulamayacağımızı çok rahat söyleyebilirim, boğazım düğümlenerek. Hem karlı değil, hem de zahmetine değmemektedir. Yıllardır aynı işi yapanlar, ekeceği tohumun parasını bile cebinde bulunduramayıp kredi ile almaktadır. Bu sektörün geleceği yoktur.

Tarım ve hayvancılık hep hor görülmüş, aşağılanmış, sorunları asla dinlenmemiş, zihinlerimizde yer etmemiştir. Sattığı fiyata ürününü tarladan toplatamadığını, dolayısıyla mahsülünü tarlada bıraktığını pek çoğumuz duymuşuzdur. Nasıl olsa bir başkası üretir biz de yeriz diye üzerinde durmadık değil mi?

Tarım ve hayvancılık ülkeyi doyurmakla kalmaz, zenginleşmesine de sebep olur. Bir malı işleyip diğerine satmak, onu başkasına satmak, onun da bir başkasına satması ancak paranın eriyerek ortada dolaşmasına yarar. Ülke zenginliğine katkısı olmaz. Yerin derinliklerinden kömür, petrol, altın, elmas çıkarılması ne ise bir ekip bin tane biçmek, buzağı dünyaya getirip besleyip kasaplık yapmak aynı şeydir. Bunun önemini kavrayamayan ekonomist olabilir mi? Tarım sektörü neden ülkeye yük olarak gösterilir acaba? Enerjinin tamamını ithal etmek mi, gıdanın tamamını ithal etmek mi daha çok para harcamanızı gerektirir?

Yüksek teknolojiye, araba, uçak, gemi üretmeye karşı olamayız. Zaten bunların tarım ve hayvancılıkla ilgisi yada kesiştiği nokta nedir? Birbirine engel sektör değildir ki bunlar. Uçak da üretin, buğday da. Yarın küresel ısınma ve açlık kol gezdiğinde ürettiğiniz uçağı yiyemezsiniz ama bir dilim ekmek için Dünyanın öbür ucundaki ülkeye yalvarabilirsiniz.




Yazım hiçbir şekilde siyasi değil, uyarı amaçlıdır. İş işten geçmeden çaresine bakmalı, bu iki sektörün hayati olduğunu kabul etmeli, doğru desteklerle ayakta tutmalı hatta ucuza mal etme sağlanmalıdır.

Fazla globalleşmeye güvenilmez, gün gelir satmıyorum derler. Bir bakarsınız o yuvarlağın içi boşmuş, elinizdeki üretim organları da globalleşeyim derken tekerleğe dönmüş yuvarlanıyor.

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.