Tavukla bir deney

Tavukla bir deney

858
Tavuklarda antibiyotik kalıntısı, direnç gelişmiş bakteriler ve tavuk yetiştirme üzerine bir deney

Nitrofuran grubu antibiyotiklerin kullanımı birçok ülkede ve ülkemizde de 1999 yılından beri yasak. Fakat bu kimyasal maddeler ülkemize yasadışı yollarla girmeye devam ediyor. Çünkü elde edilen rant çok büyük.

Bu maddelerin üretildiği ülkelerde de kullanımının yasak olması, üretilip ülkemize gönderilmesinde bir engel teşkil etmiyor. Hatta ülkemiz için özel üretimler bile sözkonusu. Bunu nereden anlıyoruz? Her gelen ürünün aynı olmayışı, sürekli içerisinde farklı maddeleri ilave etme girişimleri, canlı ağırlık aldırmada daha başarılı ürünü üretme hevesini göstermektedir.

Tavukçuluk ticari hacim olarak çok büyük bir sektör ve besiciliğe göre para akışının daha hızlı olduğu bir gerçek. Hzlı para akışı, büyük hacimlerde alımlar, bu sektöre ürün satmayı cazip hale getirir ki bu legal olabileceği gibi illegal de olabilir.

2003 yılında alınan bir kararla veteriner hekim reçetesi olmadan, hayvanlarda ilaç kullanımı yasaklanmış olup. İlacın üretimden itibaren, satışı, son kullanıcı kayıtları ve et,süt, yumurta gibi gıda maddelerinde kalıntı süresine kadar takip altına alınmıştır. Bu olumlu bir girişim olup bunun da kanun dışı yolları vardır. Defalarca duymaktayız ki, yabancı ülkelerden ilaç hammaddeleri saf halde (pure) kaçak olarak gelmektedir. Denetimsiz ve dozaj hassasiyeti olmadan kullanılan bu antibiyotikler, ileride tedavi edemeyeceğimiz insan hastalıkları manasına gelmektedir ki netice korkunçtur.

60’lı yıllarda kullanılan ve hastalıkları tedavi eden ilaçların çoğu artık kullanılmasa da bazıları hala kullanılmakta fakat 10 misli yüksek dozlarda. Mikrop mu aynı mikrop değil, antibiyotik mi artık etki etmiyor? Aslında her ikisi de geçerli. Mikroplardan bazıları laboratuarda değiştirilip, sadece kendi buldukları etken maddelerle tedavi edilir hale getirilip, patent süresince büyük kazanç elde edebiliyorlar. Diğer durumda ise, mikroplar sürekli yükselen dozlarla tedavi edilince gerçek doz yeterli kalmıyor. Bu havadan, sudan ve yediğimiz gıdalardan aldığımız antibiyotik direnci gelişmiş mikroplar için geçerlidir.

Yoğun antibiyotik kullanımı, bir dakikasını bile tıbbi destek olmadan sürdüremeyen bu tavukların zaten şüpheli olan ürünlerini daha da yenmez hatta tüketilmesi zararlı hale getirmektedir.
Gelelim deneyimize

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, deney maksatlı yapılmış ekstra hiçbirşey yok. Zaten hemen her yetiştiricinin yaptığı bir uygulama olduğu için, bu kullanılanlar yasal değil, tüketicilerin sağlığı için çok zararlı, yapmayın kullanmayın dememin bir faydası olmadı. Ben sadece verileri topladım.

15.000 piliç kapasiteli broyler kümesinde geçiyor deneyimiz. Bu kapasite için 3 adet 25 kg.lık kraft torbalarda tanesi 300 TL’dan satılan “sarı toz” alınıyor ve entegreden gelen yem, siloya boşaltılırken karışım olması için aynı anda dökülüyor. Bu olay entegrenin yem getiren şoförünün gözünün önünde oluyor.

Normal bir besi sonunda bir piliç 2.200 Gr gelirken beklenti 2.800 gr. Canlı ağırlık olarak tespit ediliyor. Fakat bu dönem gelen sarı tozun içeriğinden dolayı beklenti gerçekleşmiyor 2450 Gr. Canlı ağırlık elde ediliyor. Fakat iyi bir şey var; 14 ton daha az yem yiyorlar müdahalesiz besiye göre. Bu da bir prim kaynağı yetiştirici için.

Prim sistemi, yetiştiricileri birbirleriyle kıyaslamaya yönelik bir sistem olduğu için, daha verimli olan, az verimli olanın primini de almış oluyor. Yukarıdaki örnekte prim 2bin TL. olup, sırf sarı tozun maliyeti 900TL. olduğuna göre, geriye kalan 1100 TL için değil, elde olan kazancı da kaybetmemek adına bu işlere karışılıyor.

Yetiştircinin her şey yolunda giderse primi 1100 TL. pekala entegrenin bu işten karı var mı? Olmaz mı hiç.

15.000 piliç x 250Gr canlı ağırlık farkı = 3.750 Kg. fazladan canlı ağırlık

Sırf bir kümesten 3750 kg daha fazla piliç, üstelik 10 ton daha az yem yedirerek. Piliçten kazanabileceği paranın çok üzerinde bir kazanç ki, entegrelere de bu işleme göz yumma hatta teşvik etmeyi mümkün kılar. 1 kg canlı ağırlık elde etmek için tüketilmesi gereken yem miktarı bu deneyde 1.580 Gr olarak tespit edildi. Müdahalesiz bu miktar 1.850 Gr. olacaktı.

Özetle bu işten yetiştiricinin bir karı yoktur. Sırf yarıştan geri kalmamak için bu işlere karışmaktadırlar. Entegreler de yapmak istemeyebilir fakat onlar da diğer entegrelerle rakip oldukları için, fiyat oyunlarında avantajlarını kaybederlerse piyasadan bir anda büyük borçlarla silinip giderler.

Durum özeti bu olup, maksat olayın çözüm noktasını göstermektir. Çözüm çok basittir:

Her çiftlikten gelen piliçlerden örnekler detaylı incelenecek, kalıntı bulunan işletmenin pilici imha edilecek ve başka bir ceza verilmeyecek. Bunu ne yetiştirici göze alabilir, ne de entegreler göz yumabilir. Çünkü pilici imha edilen işletme ve entegreler bir daha belini doğrultamaz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.