Yerli Sığır Irklarımız ve Sağlıklı Süt

Yerli Sığır Irklarımız ve Sağlıklı Süt

4539

Ülkemizde, dünya sığır ırkları listesine girmiş 4 ana sığır ırkı bulunmaktadır.

Birçok ülkenin kendi sığır ırkı olmazken olanlar ise bu ırklarla gurur duyarken, biz elimizde olan, bu coğrafyanın, bu iklimin ırklarını yok etme yarışına girdik ve neredeyse başarmak! üzereyiz.

Yerli ırklarımız, ülke meteorolojik şartlarına ve bu sistemin oluşturduğu yemleme-otlama imkanlarına alışkın, obez olmayan, et ve sütleri lezzetli ve az sonra anlatacağım sebeplerden dolayı daha sağlıklı süt üreten ırklardır.

Et ve süt verimini birim hayvandaki fazlalık olarak görme yanlışlığı, bu ırkları verimsiz görmemize ve vazgeçmemize yol açtı. Halbuki besleme sisteminde yanlış yaptığımızı görebilsek, hayvan başına elde edilen ürünün kıyas konusu yapmazdık.

Yerli ırklar, meşhur ırklara göre daha küçük yapılıdır. Fakat meşhur ırklar, o verimleri verene kadar yerli hayvanlara kıyasla çok daha fazla beslenmek zorundadır. Yerli ırkların birim fiyatları daha ucuzdur. Aynı fiyata daha fazla yerli ırk ineği, buzağısı, düvesi satın alınabilir. 1 tane meşhur ırktan inek bakılacağına 3 tane yerli ırk inek bakılabilir.

Aynı yatırım maliyetiyle daha fazla yerli ırk sığırı alınıp, aynı besleme maliyetleriyle beslenip, toplamda daha fazla ürün elde edilir. Üstelik hastalık-ölüm gibi kayıp risk oranını daha fazla bireye bölmüş olunur.

Yerli ırklarımız sanıldığı gibi kötü verimli değildirler. Seleksiyon yapılmadığı için, verim özellikleri üzerine gidilmemiş, ırk özellikleri kaderine terk edilmiştir. Eğer disiplinli bir şekilde seleksiyon yapılsa, meşhur ırklar kadar verimli olabilirlerdi.

Yaşadığımız coğrafyanın bir canlısı oldukları için, en dayanıklı ırklardır. Yabancı ırklar kadar kırılgan değildirler.

Aşırı melezleme yapılmadığından, gen karmaşası yoktur. (Kısa boyluyu, uzun boyluyla çaprazla; zayıfı, kiloluyla çaprazla; az süt vereni, çok süt verenle çaprazla; yağ-protein oranı beğenilmeyeni, arzulananı veren ile melezleme gibi)

Yerli ırk sığırların etleri ve sütleri diğer ırklardan lezzetlidir. Et sadece et, süt de sadece süt değildir, insanlar yedikleri ve içtiklerinde besleyicilikten ziyade lezzetine dikkat ederler.

Yerli ırkları beslemek için eskiden beri meralar kullanılmaktadır. 600 kg ağırlığa sahip bir ineğin sadece mera ile beklenen verimi vermesi söz konusu değildir. Sığırın hastalanmadan sindirebileceği mide kapasitesi yeterli gelmeyip teknolojik yemlere yönelmek söz konusu olduğundan, bu devasa sığırların beslenmesi adeta ip cambazlığı gerektirmektedir. Halbuki yerli ırkları meraya gönderin, sıfır maliyet ve 10 litre süt alın 30 litre alacağınıza ne kaybınız olur?

Çok önemli bir konu da elde edilen sütün şifa mı tehlike mi taşıdığıdır.

-İnek sütü ortalama %3,4 protein içerir. Bunun %2,7 ‘si kazein ve %0,6 ’sı whey proteinleri ve %0,1 ‘i NPN den oluşur.

-Kazein fraksiyonları da; Alfa, Beta ve Kappa diye ayrılırlar.

-Beta kazeinler ise A1 ve A2 şeklinde sınıflandırılabilir. İkisi arasındaki fark sadece bir amino asittir. A1 de “Histidine” A2 de ise aynı pozisyonda “Proline” bulunur. A1 tip süt beta kazein, gastrointestinal sindirim sonucu Beta Kaze Morfin –7 oluşur. A2 tip süt beta kazeinin sindirimi sonucu BKM-7 oluşmaz. A1 ve A2 beta kazein farkı budur.

Beta kaze morfinler, morfine benzer etkiler gösterirler. A1 tipi süt tüketimi;

Nörolojik bozukluklar (Alzheimer, Parkinson)

Otizm, Şizofreni

İskemik kalp hastalığı

Yeni doğan bebeklerde ani bebek ölümü sendromu (SIDS)

Çocuklarda Tip-1 diyabet, öğrenme ve hafıza bozukluğu

Otoimmun bozuklukları sebebidir.

Sebep olduğu içindir ki;

Otizm, down sendromu, Alzheimer, şizofreni, MS, beslenme ve sindirim bozuklukları görülen çocuklarda tanı maksatlı gluten/kazein testi yapılmaktadır.

Irklara göre sütteki A1 beta kazein oranlarına bakarsak

Türk Holsteini 0,523
Doğu Anadolu Kırmızısı 0,080
Güney Anadolu Kırmızısı 0,117
Yerli Kara 0,125
Boz Irk 0,426

 

Bu tablodan anlaşıldığı üzere, yerli ırklarımız BKM-7 oluşmasına en az sebep olacak sütü ürettikleri için çok daha sağlıklı ürün veriyorlar dememiz mümkündür.

A1 Beta Kazein, bazı makalelere göre Avrupa’da 8 bin yıl önce bir sığır sürüsünün genetik mutasyona uğraması sonucu oluşmuştur. O yüzden bu ırklarda daha fazla görülmekte olduğu iddia edilmektedir.

Besleme ve bakım kolaylığı, masrafsızlığı, hastalık ve diğer şartlara dayanıklılığı, ürün (et ve süt) lezzet ve kalitesi, A1 süt oranının çok düşük olması sebebiyle tercih edilmeyen ırklarımız, çok fazla masraf edilerek bakılan, daha kolay hastalanan, makineleşmiş sığır ırklarına, sırf birim hayvandan alınan ürün daha fazla diye yenilmiş görünmektedir.

 

Yapılacak iş, yerli ırklarımız tarihe karışmadan korunma altına alınmalı, seleksiyon yapılıp en kalitelilerden embriyo transferi teknolojisiyle yeni nesiller elde edilmeli. Kaliteli boğaların spermaları dondurulmak suretiyle, suni tohumlama teşvik edilmelidir.

Bir yatırımcının girişimde bulunmasıyla veya devletimizin konuya özel desteğiyle kolaylıkla hal olabilecek bir konudur.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

450

6 YORUM

  1. Bilgiler için teşekkür ederim.

    Köy hayatına dönüşe niyetlenen bir şehirliyim. Hayvancılıkla ilgili bilgim neredeyse yok. Yerli ırk inek beslemek istiyorum. Bu inek için suni tohumlama yaptırabilir miyim?

    Selamlar.
    Adnan

    • Merhaba Adnan Bey,
      Köy hayatına dönmeyi birçok insan ister fakat çok azı başarır. Bu yüzden sizi kutluyor ve başarılar diliyorum.

      Günümüzde yerli ırk sığır bulmak oldukça güçleşti, üstelik suni tohumlama için materyal üretilmiyor. Bu yüzden inek satın alırken, doğal aşım için görünümü güzel olan aynı ırktan erkek sığır (illa boğa olması gerekmez, nasılsa büyüyünce boğa olacak) satın almanız gerekecek.

      Yerli ırk inek bulma süreci zorlu olabilir. Bu süreçte sizi başka ırklara yönlendirmek isteyenler olacaktır. Kararlılığınızı bu aşamada da sürdürmeniz gerektiğini hatırlatmak istiyorum.
      Selamlar

    • Yusuf Bey merhaba,
      Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Havva Dinç’in
      “Türkiye’deki Beta-kazein genotipleri ve 6 sığır popülasyonundaki allel frekansları” konulu doktora tezinden öğrendiğimiz sonuçlar bunlar. Avrupa Simmentalleri hakkında herhangi bir bilgimiz olmamakla beraber; mutasyon bölgesi olarak Avrupa gösterildiğinden en yüksek değerler Avrupada. Türk Holsteininde (melezlemeler sonucu orijinalliğini kaybetmiş) gösterilen değerden daha yüksek miktarda oldukları düşünülüyor.
      Saygılar sunarım

Bir Cevap Yazın