Nisan’da Haftasonu Gezisi

Nisan’da Haftasonu Gezisi

2238

Her zaman bir jet ile seyahat edecek değildik ya. Bu sefer jetimiz yok ama Jetta’mızla bir Pazar gezisi yapalım dedik.

Soğuk algınlığımız olduğunda veya çok yorgun olduğumuzda genellikle araba içerisinde gezeriz. Bu bazen yüzlerce kilometre de sürebilir. Böylece hem soğuk algınlığımızı hem de yorgunluğumuzu atarken bir taraftan da yaşam enerjisi biriktiririz.

Yine öyle oldu ve yorgun ve bezgin bir halde yatarken çocukların ısrarına dayanamayıp bastım arabanın marşına. Kaputun altındaki bin kaplan gücündeki kedi gürledi. Bir müddet ilerledikten sonra sordum: “nereye?”. Cevap sayısı, otomobildeki kişi sayısı kadardı ama benim ne düşündüğümü hiçbiri bilmiyordu. 1,5 saniyede kafamda rota çizmiştim: Düzce’den Adapazarı’na, oradan Karasu’ya, sonra Akçakoca’ya ve en nihayet tekrar Düzce’ye dönecektik.

Rotamız şöyleydi

1

Özellikle otoyola girmeyip, eski ismiyle E-5, yeni ismiyle D-100 karayoluna girdik. Sırasıyla Gümüşova, Hendek ve Akyazı sapağını geçerken hep yeşillikler içerisinde yolculuk yaptık. İç açıcı manzara eşliğinde oldukça keyiflendik. Hendek civarında bir tarlanın enginar ekili olduğunu gördüm. Ben de iki seneden beri bahçede enginar yetiştiriyorum ve Düzce’nin iklimine harika uyum sağladı.

2

Akyazı sapağından sonra Adapazarı’na varana kadar kısa bir mesafe sanayi yapıları arasında yolculuk ederken, sanayiden uzak ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm.Adapazarı’nda hiç durmadan doğrudan Karasu’ya devam ettik.

3

Sahile doğru dikey gittiğimiz yol “T” olup biz sol tarafa “Kaynarca”, “Kandıra” istikametine döndük. Biraz ilerledikten sonra Sakarya Nehri’nin üzerinden geçerseniz ileride dedemin köyü “İhsaniye”yi geçip “Acarlar Longozu”na gidersiniz. Ya da köprünün hemen başından sağa dönerseniz Sakarya Nehri’nin Karadeniz ile kucaklaştığı noktaya gelirsiniz ki buraya “Yeni Mahalle” adını vermişler.

Atatürk’ün “emice” diye hitap ettiği kahraman çeteci İpsiz Recep’in adını taşıyan cadde. Yazımın bitiminde İpsiz Recep hakkında kısa bilgi bulacaksınız

4

Sakarya, denize dökülürken beraberinde getirdiği kumladan bir burun oluşturmuş. Buradan İhsaniye Köyü’nün sahil kesimine gidilebiliyor.

Resmin sol tarafı Sakarya, sağ tarafı Karadeniz

5

Çocukların kendi buldukları isimle “keleskon” yani deniz kabuğu topladığı Karadeniz Sahili

6

Sakarya Nehri

7

Sakarya kenarında balık lokantaları ve gözleme yiyebileceğiniz, çay içebileceğiniz küçük bir çarşı da var

8 9

 

Tekrar yola koyuluyoruz. Köprünün üstünden Sakarya Nehrinin iki yöne doğru görüntüsü

Denize açılan tarafı

10

Adapazarı’ndan gelen tarafı

11

Sakarya Nehri kenarından manzaralar

Kısa bir yürüyüş yetti. Bir çay bile içmeden sahil yolundan Akçakoca’ya doğru tekrar yola çıktık

17

Sahile paralel giden yolda biraz ilerledikten sonra Karasu şehir merkezine giden girişe geldik. Taka maketi çok güzel düşünülmüş.

18

Doğu Marmara, Batı Karadeniz sahili doğa yapısı hep böyle. Az yükseltili, adeta buruşturulmuş dağ silsilesi.

19

Sahile paralel, İstanbul’un büyük umutlar bağladığı “Melen Irmağı”nın yine Karadeniz ile kucaklaştığı “Melenağzı”na doğru ilerliyoruz.

20

Melenağzı’na vardık. Burası bir köy. Melen Irmağı’nın Düzce’den geldiği istikamet ve Karadeniz’e döküldüğü istikamet.

21 22

Melen kenarında otlayan şanslı inekler. İnekler manzaradan keyif alır mı?

Kesinlikle hayvanlar da bulundukları ortamlardan hoşlanıyor veya mutsuz oluyorlar.

23

Melenağzı Köyü’nü geçtikten sonra turistik bir köy var “Karaburun”. Pansiyon, kamping ve oteller mevcut. Güzel evler arasından, yeşillikler içerisinde güzel bir yolculukla Akçakoca’ya varıyoruz.

Ve Akçakoca

28

29

30

İlginç mimariye sahip olan Akçakoca Merkez Cami

31 32

Oldukça güzel gezinti alanları yapmış belediye. Benimkiler coştu

33

Balıkçı barınağı. Balık yiyeceğimiz “Hamsi” barınağın en ucundaydı, gittik.

34 35

Ve “Hamsi”deyiz. Manzarayı seyre daldık.

36 37 38 39

Biri “selfie” mi dedi? Hem de yarım kilodan ağır makineyle…

40

Yemeğimizi yemişiz. Biraz rehavet mi var, nedir?

41

Çay tiryakileri

42

Kızım Ece, barınakta kendi ismini taşıyan tekneyi görünce “ismim varsa resmim de olsun” dedi

43

Akçakoca’dan Düzce’ye doğru yola çıktık. Şehir içinden çıkarken

44

Eşsiz doğasıyla Akçakoca’yı Düzce’ye bağlayan, çok güzel yapılmış yol

45

Bir haftasonu gezimiz de böylece, hem de vakitlice sona ermiş oldu. Günübirlik geziler iyidir. Sabah evinizde uyanır, kahvaltıyı istediğiniz yerde yaparsınız. Sonra canınız ne isterse yapar akşam da evinize döner, kendi yatağınızda uyursunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.

250 km. yol katettik ama zerre yorgunluk hissetmedim. Çünkü bir yere yetişme çabası gibi yolculuk yapmak zorunda değilsiniz. Sakin sakin, seyrederek gittiğiniz için yolculuk da çok keyif verici oluyor.

 

 

İpsiz Recep ya da Emice, Rizeli bir çeteci ve Kuvayı Milliyecidir.

1862 yılında Rize’de doğmuştur. Yelkenlisiyle Zonguldak üzerinden kömür taşımacılığı yaparken işlerinin bozulmasıyla eşkiyalığa başlamış, Kandıra civarında Müslüman halka zulmeden Rum çetelerine karşı Kuvayı Milliye saflarında başarıyla karşı koymuştur.

Bir Fransız gemisini kaçırmayı başarınca Ankara Hükümeti’nce milis yüzbaşı olarak onurlandırılan İpsiz Recep, düzenli kuvvetlere katılarak Yunan Ordusuna karşı savaşmıştır. O’na layık görülen İstiklal Madalyasını geri çevirerek “Ben madalya için değil milletim için savaştım” demiştir.

1928 yılında Yenimahalle’deki evinde ölmüş, vasiyeti üzerine mezarı Karasu şehir mezarlığına defnedilmiştir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

1050

1002

YORUM YOK

Bir Cevap Yazın